MUTLU EVLİLİĞİN YOLU: "Etkileşim, Uyum ve Saygı"
Cadde: Sizce evlilik nedir? Süleyman Hecebil: Evlilik insanların anlaşılmak ve önemsenmek...
devam

Uzmana soru bölümü...

Uzmanlarımıza soru sormak için tıklayın

Size en hızlı ve en güvenilir bilgileri ulaştırmamız için kayıt olunuz...
MARKALARIMIZ

Psikoloji Yazıları / Şişmanlık ve Psikoterapi
28.01.2011

Dünyada ve ülkemizde şişmanlığın arttığı ve önemli sağlık sorunlarına neden olduğu son dönemde pek çok ülke tedaviye ve önleyici hizmetlere büyük mali kaynak ayırmaktadır.  Şişmanlığın tedavisinde, diyet, hipnoz, ilaç tedavisi ve spor yapmak her zaman istenen sonuca ulaşmayı sağlamıyor. Kişilerle yapılan psikolojik görüşme ve değerlendirmeler çoğu zaman fazla ve sağlıksız besin tüketiminde duygu durumla ilgili sorunların ve bireysel çeşitli özlemlerin etkili olduğunu göstermektedir.  Kişiler yaşamlarındaki sıkıntıların yarattığı duygu durum değişimleri ve olumsuz duygulanımla başa çıkmada fazla besin tüketimine yönelebiliyorlar.  Örneğin kişiler kaygı durumunda ya da çokkünlükte görülen mutsuzluk ve üzüntü durumunda daha fazla yemeğe yönelebiliyorlar.  Bununla ilgili iki hipotez kurulabilir.  Birincisi, bu kişilerin ebeveynleri kendileri henüz bebekken gösterdikleri sıkıntı belirtilerini sıklıkla açlık olarak algılamış ve her ağladıklarında beslemeğe yönelmiş olabilirler.  Dolayısıyla bu bebekler yetişkin olduklarında yaşadıkları duygusal sıkıntıların yarattığı kaygı ve üzüntü anlarını açlık anlarından ayırmakta zorlanır hale gelmiş olabilirler.  Bir diğer olasılık da bu kişilerin kaygı ve üzüntü uyandıran durumlarla başa çıkmada kendilerini rahatlatabilecek bir şeye yani yemeğe yönelmeleri olabilir. 

Açlık ve tokluk hissiyle yemeğe yönelme ve yemeği sonlandırma süreçleri vücudumuzdaki farklı algılama noktalarının farklı besin değerlerini algıladığı ve bu bilgiyi hormonlar aracılığı ile farklı organlara ilettiği oldukça karmaşık ve incelikli bir içsel denge sistemiyle belirlenir.  Ağız ve yutağımızdaki algılayıcılar sindirim sistemimizin başlangıç noktasında açlık tokluk algısına hizmet ederken mide, oniki parmak bağırsağımız ve karaciğerimiz glikoz, yağ ve aminoasitlerin hücre içlerinde ve kan dolaşımındaki değerlerini algılayarak bu algıya katkıda bulunur. Son olarak beynimizdeki hipotolamus vücut ısı kontrolu ve sıvı düzenlemesi yanında açlık tokluk algısında ve besin alım düzenlemesinde önemli bir rol üstlenmektedir.  

İçsel denge sistemindeki fizyolojik sağlık sorunları ve hormonal düzensizlikler dengeli besin tüketimini etkileyeceğinden tıbbi bir değerlendirme ve buna göre uygulanacak besin diyeti ve ilaç tedavisi önceliklidir.  Ancak fizyolojik bir sorunun belirlenemediği durumlarda psikoterapinin de dahil edildiği bir kilo verme programına yönelmek önerilir.  Yukarıda açıklanan içsel denge sistemiyle bağlantının içsel olarak koparıldığı, kişiyi bu sisteme karşın fazla besin tüketimine yönelten nedenlerin belirlenmesi ve yemek yemenin duygusal, düşünsel ve davranışsal boyutlardaki etkilerinin anlaşılması gerekir.  Psikoterapi sürecinde kişinin geçmiş ve mevcut aile yaşantısındaki ilişkilerin niteliği, edinilmiş alışkanlıkları, öğrenilmiş kuralları, kendinden ve başkalarından beklentileri ve olumsuzluklarla başa çıkışları araştırılır.  Değişim için hedeflenen görünüm, durum ve yaşantı için nelerin değiştirilebileceği, hangi iç ve dış kaynakların kullanılabileceği araştırılır.  Öğrenilebilecek farklı düşünme ve davranma biçimleri ve edinilen yeni bakış açılarıyla kişinin başa çıkışları değişir. Farklı düşünme ve hissetme olanaklarıyla farklı deneyimler edinilir ve alışılagelmiş döngü ve örüntüler kırılır.  Tüm bunlar dengesiz ve düzensiz beslenmenin de dahil olduğu bir dizi olumsuz başa çıkışların değiştiği, kişinin kendi seçeneklerini yaratabildiği, özgürce seçim yapabildiği, kolaylıkla karar alabildiği ve bunları uygulayabildiği bir yaşama kapı açar.

Uzm. Psk. Aylin Özeren

©2012 Psikoloji Dünyası. Tüm hakları saklıdır
developed & designed by maya interactive
Üstün Dökmen Yaşam Boyu Gelişim ve Eğitim Akademisinin Bir Markasıdır