Bilimsel Yaklaşım · Etik Değerler · Mesleki Yetkinlik
Ana Sayfa Hakkımızda Uzmanlarımız Hizmetlerimiz Çocuk ve ErgenYetişkin ve AileTest ve Değerlendirme Kitaplarımız Yazılar Sık Sorulan Sorular İletişim Randevu Al
Ana Sayfa › Hizmetlerimiz › Çocuk ve Ergen › Alt Islatma / Alta Kaçırma

Alt Islatma / Alta Kaçırma

Alt ıslatma (enürezis) ve alta kaçırma (enkoprezis), çocuğun tuvalet kontrolünü kazanması beklenen yaşı geçtiği hâlde, istemsiz biçimde idrarını ya da dışkısını tutamaması durumudur. Alt ıslatma en sık geceleri, uykudayken görülür; bazı çocuklarda gündüz de yaşanabilir. Alta kaçırma ise çoğu zaman gündüz, genellikle uzun süredir devam eden bir kabızlığın zemininde ortaya çıkar. Her ikisinde de en baştan bilinmesi gereken şey aynıdır: bu durumlar çocuğun bilerek, tembellikten ya da inatla yaptığı davranışlar değildir. Çoğu zaman çocuğun kontrolü dışında gelişen, gelişimsel ya da duygusal bir sürecin parçasıdır. Bu nedenle çocuğu utandırmak, azarlamak ya da cezalandırmak durumu düzeltmez; aksine üzerindeki kaygıyı ve utancı artırarak sorunu derinleştirir.

Bu güçlükler temel olarak iki biçimde ele alınır. Bazı çocuklar tuvalet kontrolünü hiç tam olarak kazanmamıştır; bu, çoğu zaman mesane ya da bağırsak gelişimi, uyku derinliği ya da olgunlaşmayla ilgili gelişimsel bir durumdur ve ailede benzer bir geçmiş bulunması sık rastlanan bir özelliktir. Bazı çocuklarda ise en az birkaç ay boyunca sorunsuz bir dönemin ardından yeniden başlar. Bu ikinci durum çoğu zaman duygusal bir tetikleyiciye işaret eder: yeni bir kardeşin doğumu, okula başlama, taşınma, anne babanın ayrılığı, ailedeki bir gerginlik ya da çocuğu zorlayan başka bir yaşantı. Bu yüzden yeniden başlayan alt ıslatma ya da kaçırma, çoğu zaman çocuğun sözcüklerle anlatamadığı bir zorlanmayı bedeniyle dile getirme biçimidir.

Alta kaçırma konusunda çoğu zaman iki katman bir arada bulunur. Bir yanda bedensel bir zemin vardır: bu durum sıklıkla uzun süreli kabızlıkla ilişkilidir; biriken sert dışkı bağırsağı zorlar ve zamanla çocuğun kontrol edemediği kaçaklara yol açar. Yani çocuk çoğu zaman bunu fark etmez ve engelleyemez; bu yüzden "bilerek yapıyor" düşüncesi neredeyse her zaman yanıltıcıdır. Ancak bu bedensel zeminin altında çoğu zaman bir de ruhsal arka plan vardır. Kabızlığın kendisi bile bazen duygusal bir tutulmanın bedene yansımasıdır: tuvalet eğitiminde yaşanan bir güç mücadelesi, kontrol etme ve bırakma arasındaki çatışma, ya da çocuğun dile getiremediği bir öfke veya kaygı, bedende bir "tutma" olarak kendini gösterebilir. Bu nedenle alta kaçırma yalnızca bir bağırsak sorunu değil, çoğu zaman çocuğun iç dünyasında olup bitenin de bir ifadesidir; doğru destek de her iki katmanı birlikte ele almayı gerektirir.

Alt ıslatma ve alta kaçırmanın çocuk üzerindeki asıl etkisi çoğu zaman fiziksel değil, duygusaldır. Çocuk bu durumdan utanç duyabilir, arkadaşlarının yanında mahcup olmaktan korkabilir, gece kalmalı etkinliklerden ya da misafirliklerden kaçınabilir. Bu utanç ve kaygı, zamanla çocuğun özgüvenini ve sosyal yaşamını da etkileyebilir. İşte bu nedenle aileye düşen ilk ve en önemli görev, çocuğa bunun onun suçu olmadığını, geçici bir durum olduğunu ve birlikte üstesinden gelebileceklerini hissettirmektir.

Erken ve doğru yaklaşım bu güçlüklerde de önemlidir. Öncelikle durumun bedensel bir nedene (alt ıslatmada idrar yolu enfeksiyonu, alta kaçırmada kronik kabızlık gibi) bağlı olup olmadığını değerlendirmek için gerektiğinde tıbbi bir değerlendirme önerilir. Ardından çocuğun gelişim öyküsü ve varsa duygusal tetikleyiciler aileyle birlikte ele alınır; durumun gelişimsel bir gecikme mi yoksa bir belirti mi olduğu anlaşılmaya çalışılır. Buna göre çocuğa ve aileye özgü, utandırmadan ve baskı kurmadan ilerleyen bir destek programı oluşturulur. Erken destek, hem sorunun çözülmesini kolaylaştırır hem de çocuğun bu süreçte kendine dair olumsuz bir duygu geliştirmesini önler.