Bilimsel Yaklaşım · Etik Değerler · Mesleki Yetkinlik
Ana Sayfa Hakkımızda Uzmanlarımız Hizmetlerimiz Çocuk ve ErgenYetişkin ve AileTest ve Değerlendirme Kitaplarımız Yazılar Sık Sorulan Sorular İletişim Randevu Al
Ana Sayfa › Hizmetlerimiz › Yetişkin ve Aile › Tükenmişlik

Tükenmişlik

Tükenmişlik, basit bir yorgunluk değildir; dinlenmekle geçmeyen, insanın iliklerine kadar işleyen bir tükeniş hâlidir. Yorgunluk bir gece uykuyla ya da bir tatille onarılır; tükenmişlikte ise kişi ne kadar dinlenirse dinlensin kendini bir türlü toparlayamaz. En çok da uzun süre çok fazla şey taşıyan, sürekli güçlü ve yeterli olmak zorunda hisseden insanlarda görülür. İşine bağlı biri, çocuğuna kendini adamış bir ebeveyn, herkese yetişmeye çalışan biri... Tükenmişlik çoğu zaman ilgisizlikten değil, tam tersine fazla vermekten, kişinin kendi sınırlarını görmezden gelerek uzun süre kapasitesinin üstünde yaşamasından doğar. Bu yüzden tükenmişlik bir zayıflık değil, çoğu zaman fazla sorumluluk taşımanın ve kendini en sona bırakmanın bedelidir.

Tükenmişlik genellikle üç biçimde kendini gösterir. Birincisi derin ve sürekli bir yorgunluktur: hem bedensel hem duygusal olarak bitmiş hissetmek, en basit işler için bile enerji bulamamak. İkincisi bir kopma ve duyarsızlaşmadır: eskiden önemsenen işe, insanlara ya da sorumluluklara karşı bir mesafe, soğuma ve "artık umurumda değil" hissi. Üçüncüsü ise bir yetersizlik ve verimsizlik duygusudur: ne kadar çabalarsa çabalasın hiçbir şeyi başaramadığını, işe yaramadığını düşünmek. Bunlara çoğu zaman sinirlilik, uyku sorunları, dikkat dağınıklığı, baş ve kas ağrıları gibi bedensel yakınmalar da eşlik eder. Kişi çoğu zaman bu hâli "geçer" diye görmezden gelir; oysa görmezden gelindikçe tükenmişlik derinleşir.
Tükenmişliğin altında çoğu zaman kişinin kendisiyle kurduğu zorlayıcı bir ilişki yatar. "Yeterince iyi değilim", "durursam bir şeyler kötü gider", "hayır dersem beni sevmezler" gibi çoğu zaman fark edilmeyen inançlar, kişiyi durmadan daha fazlasını yapmaya iter. Sınır koymakta zorlanmak, her şeyi kendi omuzlarında hissetmek, dinlenmeyi ya da yardım istemeyi bir "başarısızlık" gibi görmek bu tabloyu besler. Tükenmişlik bu anlamda çoğu zaman şunu haber verir: kişi uzun süredir kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını görmezden gelmektedir. Yani tükenmişlik yalnızca "çok çalışmanın" değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin de bir sonucudur.

Tükenmişlik, fark edildiğinde ve doğru ele alındığında toparlanabilen bir durumdur; ama bunun için çoğu zaman yalnızca "biraz dinlenmek" yeterli olmaz. Terapi sürecinde kişinin tükenmişliğe nasıl geldiği, hangi beklentileri ve inançları taşıdığı ve sınır koymayı neden bu kadar zorlayıcı bulduğu birlikte anlaşılmaya çalışılır. Amaç yalnızca enerjiyi geri kazanmak değil; kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesine, sağlıklı sınırlar kurmasına ve kendisine başkalarına gösterdiği özeni göstermeye başlamasına eşlik etmektir. Böylece kişi yalnızca o anki tükenmişlikten çıkmakla kalmaz, ona yeniden sürüklenmesini önleyecek bir denge de kurmayı öğrenir.