PSİKOLOJİ YAZILARI

PSİKOLOJİ YAZILARI
Geri
19/12/2012
Uçaklardaki sınıf farkı ve personel davranışları üzerine psikolojik bir inceleme
Prof. Dr. Üstün DÖKMEN

Dünyadaki  bazı  uçaklarda  görülen,  ‘ekonomik sınıf’ -  ‘bizinıssınıf’ (ekonomic class – business class)  ayırımını, kitaplarımda vetelevizyondaki Küçük Şeyler adlı programımda ele almış, bu türayırımların, insan onurlarının eşitliği ilkesine aykırı olduğunu belirtmiştim. Son günlerde tanık olduğum bir olay üzerine bu konuyu tekrar incelemekistiyorum.
 
30 Ekim 2012’de THY uçağı ile saat 13.00’te İstanbul’dan Londra’yauçuyordum. Ekonomik sınıfın ön tarafındaki üçlü koltukta, penceretarafında orta yaşlı bir bey, ortada ve koridor kenarında ise yaşlıca vekilolu iki hanım oturuyordu. Koridor kenarındaki hanımı tekerleklisandalye ile getirip oturtmuşlardı. İnişe geçmeden az önce bu üçlününortasındaki hanım, yanındaki hanımın dizinin üzerinden aşarak tuvaletegitti. Hemen ardından, pencere kenarındaki bey de tuvalete gitti. Önceortadaki hanım döndü, yerine oturdu. Pencere kenarındaki bey tuvaletten döndüğünde her iki hanım da oturmaktaydı.
 
Söz konusu bey, yerine geçmedi, bir ön sıradaki bizinıs sınıfta bir koltuğa oturdu. Bizinıstaki koltukların çoğu boştu.Aradan bir süre geçti; dört kabin görevlisinden üçünün olaya tepkisi olmadı; ancak durumu sonradan fark eden kabingörevlisi bir hanım, telaşla bizinısta oturan müşteriye yaklaşıp, “Burada oturamazsınız, lütfen yerinize geçin”  dedi.
 
 Yolcu, “İki hanım oturuyor, onları yerlerinden kaldırmamak, rahatsız etmemek için buraya oturdum. Uçak beş dakikaiçinde inecek. Servis de istemiyorum”  dedi.  Kabin görevlisi hanım, “THY şirket kuralları gereği burada oturamazsınız;siz ekonomik sınıf yolcususunuz”  dedi. Yolcu söylenerek kalktı. Hostes iki hanımı kaldırdı; tekerlekli sandalye ilegetirilmiş yolcuyu güçlükle yerinden çıkardı. Erkek yolcu pencere kenarına geçti; tekerlekli sandalye ile getirilen yolcutekrar güçlükle oturtuldu.
 
Bu olay öncesinde, ekonomik sınıfın arka tarafında oturan bir bayan yolcu, yine aynı sınıfın ön tarafındaki boş bir koltuğageçmek istemiş, aynı hostes tarafından geçmesine izin  verilmişti.
 
Bu gözlemleri psiko-sosyal açıdan yorumlamak istediğimizde şunları söyleyebiliriz:
 
1)     Söz konusu hostes, erkek yolcuyla ilgili olarak kurallara uyma konusunda belirli bir ahlâki (moral) yargı sergilemiştir.Bu yargı, Kolhberg’in ahlâk gelişimi basamaklarından dördüncüsüne uygundur; yani orta düzeyde bir ahlâk anlayışısergilenmiştir. Şöyle ki:
 
Piaget’e göre çocuklarda, zihinsel gelişime paralel olarak ahlâk gelişimi ortaya çıkar. Piaget’in ahlâk gelişimibasamaklarını zenginleştiren Kolhberg, zihinsel gelişime paralel olarak yedi ahlâk gelişimi basamağı tanımlamıştır.
 
Birinci basamakta ahlâki yargı sergileyen çocuklar/yetişkinler, cezadan kaçmak için ahlâklı davranırlar. Ahlâki gelişiminikinci basamağında bulunanlar, ‘ver gülüm -  al gülüm’ mantığıyla hareket ederler; burada, “Biz başkalarına iyidavranalım ki onlar da bize iyi davransınlar” düşüncesi egemendir, bir çıkarcılık söz konusudur.  Üçüncü ahlâk gelişimibasamağında olanlar ise, çevre tarafından sevilmek, beğenilmek için ahlâki davranışta bulunurlar. Dördüncübasamaktaki bir kişi, kurallara uyar; ancak kuralların mutlak olduğunu, yere ve zamana göre değişmeyeceğini düşünür.Beşinci basamaktaki bir kişi de kurallara uyar; ancak kuralların göreceli olduğunu, yere ve zamana göredeğişebileceğini düşünerek davranır, gerektiğinde kuralları, insanların yararını gözeterek esnetir. Altıncı basamakta ise,tüm insanların, hatta canlıların çıkarlarının gözetildiği evrensel ahlâk anlayışı egemendir.
 
Söz konusu basamakları örnekleyelim:
Bir kişi, ortamda trafik polisi olduğu için kırmızı ışıkta duruyorsa birinci basamakta, polis olmasa bile kurala inandığı içinışıkta duruyorsa dördüncü basamakta ahlâki yargı sergiliyor demektir.  Trafikte ehliyeti alınırken ilkokul diploması şartıvardır.  Eğer bir görevli, geçerli bir üniversite diplomasını kabul etmez de ille de ilkokul diploması isterse, yine dördüncübasamakta davranmış olur.
 
Ya da bir başka örnek:
Otobüslerde, “Ön sıralar malul gazilere ve müstakbel annelere aittir” yazardı. Rivayete göre genç bir erkek burayaoturduğunda, yaşlı bir hanım başına dikilip, “Evlâdım, gazi misin, hamile misin?”  demiş.  Şimdi bir genç bu türden birazar işitmemek için ön sıraya oturmuyorsa, birinci basamakta ahlâklı davranıyor demektir. Eğer bir genç, “Biz şimdiyaşlılara yer verelim de yaşlanınca gençler de bize yer versinler” diye, yerini bir yaşlıya verirse, ikinci basamakta ahlâkidavranış sergilemiş olur. Eğer bir genç, çevreden gelecek takdir dolu bakışlardan ve onaylanmadan hoşlandığı içinyerini bir yaşlıya verirse, üçüncü  basamakta davranmış olur. Sadece kurala uymak için ön sıraya oturmazsa, dördüncübasamakta ahlâki davranmış olur. Ancak diyelim ki bir genç, kurallara saygılı olduğu halde vücudunda kırıklık olduğuiçin gazilere ayrılmış yere oturursa, beşinci basamakta ahlâki davranmış olur. Ya da bir kişi, düşmesin diye bir çocuğuön sıraya oturtursa, altıncı basamakta ahlâki yargı sergilemiş sayılabilir.
 
Çocuklar, yaşları büyüdükçe ahlâki yargıda ilk basamaklardan üst basamaklara doğru tırmanırlar. Ancak bazıyetişkinlerin hayat boyu ilk basamaklarda kaldığına sıklıkla rastlarız.
 
Şimdi uçağımıza dönelim. Ekonomik sınıfta bileti olan bir yolcunun bizinıs sınıfa oturması, şirket kurallarına gerçektenaykırıdır. Hostesin bu kuralı gözetmesi dördüncü basamakta bir ahlâki yargıdır ve ilk bakışta doğrudur. Ancak birisiyürüme güçlüğü çeken iki yaşlı hanımı rahatsız etmemek için bu kuralın beş dakikalığına esnetilmesi beklenirdi. Buesnekliği sergilemek beşinci basamakta bir ahlâki yargı sayılır. Üç kabin görevlisi bu esnekliği göstererek erkekyolcunun beş dakika için bizinista oturmasına ses çıkarmamışlar, yani beşinci basamakta ahlâki yargı sergilemişlerdir.Ancak duruma müdahale eden kadın görevli, katı davranmış, beşinci basamağa çıkamamıştır; kuralı insandan üstüntutmuştur.
 
Bu durumda, kendi inisiyatifleriyle duruma uygun davranış sergileyemeyen görevlilerin bulanabileceğini düşünerek, tümgörevlilere bu tür konuları da kapsayan hizmet için eğitim verilmelidir.
 
2)     Yolcuları rahatsız eden kabin görevlisinin, şirket kurallarına uyma amacından çok, bir bizinıs hayranlığı içindebulunduğunu, bizınısı tabulaştırdığını düşünebiliriz.  Çünkü aynı görevli, şirket kurallarına aykırı olduğu halde, bir başkayolcunun ekonomik sınıf içinde yer değiştirmesine izin vermişti. Bu durumda söz konusu kadın görevli, muhtemelenfarkında olmadan şu iletiyi sergilemiştir:  “Kurallara aykırı olsa da ekonomik sınıf  içinde yerinizi değiştirebilirsiniz;kıyamet kopmaz. Ancak ekonomik sınıf yolcusu iseniz bizınısa geçmeniz imkânsızdır, tabudur.”
 
Ayrıca, uçak alana inmek üzereyken, üç yolcunun ve bu kadın görevlinin koridorda dolaşması da, tekerlekli sandalyeylegetirilmiş müşterinin ayakta tutulması da şirket kurallarına aykırıdır, kişilerin güvenlikleri açısından sakıncayaratmıştır.  Bu karışıklığın temelinde kanımca, söz konusu kabin görevlisinin bizınısa abartılı değer yüklemesiyatmaktadır. Ancak bu durum şüphesiz ki sadece onun hatası değildir. İnsanlar arasında sınıf ayırımı yaratmanın modasıgeçmiş ve komik bir tarzı olan bizınıs uygulaması, muhtemelen bu kabin görevlisinin gerçekçi ve akılcı olmayandavranışına yol açmıştır. 
 
Anlaşıldığı kadarıyla bizinis uygulaması, en azından bazı kabin görevlilerinin belli durumlarda bocalamalarına nedenolmaktadır. Öyle ise uçaklardaki bu çağ dışı sınıf ayırımı uygulamasının gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu türayırımlar, kişi onurlarının eşitliği ilkesine aykırıdır; çürümüş kast/asalet anlayışının sonucudur.
 
Bu konuda bir başka ilginç örnek var. Bazı konferans salonlarında, protokole ayrılan ön sıradaki koltukların önünesehpalar yerleştirilir, üzerlerine su, gazoz konur. Bu düzenlemenin insanlara verdiği ileti şudur: “Ön sıradakiler, arkadaoturanlara oranla üstün insanlardır, onurları onların onurlarından yüksektir, bu yüzden susadıklarında bir şeyler içmekhaklarıdır. Arkada oturanların ise susayıp susamamaları önemli değildir; çünkü onlar, sıradan, ölümlü insanlardır.”
 
Kanımca, uçaklardaki bizınıs uygulaması ve hayranlığı ve konferans salonlarındaki protokol sehpaları, bazı insanlarınsınıf ayırımı fikrinden hâlâ kurtulamadıklarını ve tüm insanların birbirlerine eşit olduğu görüşünü hâlâbenimsemediklerini göstermektedir.